Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Merhaba; adım Yusuf, canım ülkemin Osmaniye ilinde doğdum. Fakat nereliyim sorusu bende hep Barış Manço’nun hemşerim memleket nere şarkısına gider. Bende onun gibi bu dünyadır benim memleket derim. Hayatı ve insanları hep uzaktan izleyenlerden olmuşumdur. Bu kuşbakışı anlayış beni hep dingin sularda için için çağlayan bir insan yaptı….
Merhaba; adım Yusuf, canım ülkemin Osmaniye ilinde doğdum. Fakat nereliyim sorusu bende hep Barış Manço’nun hemşerim memleket nere şarkısına gider. Bende onun gibi bu dünyadır benim memleket derim. Hayatı ve insanları hep uzaktan izleyenlerden olmuşumdur. Bu kuşbakışı anlayış beni hep dingin sularda için için çağlayan bir insan yaptı. Farklı baktım, farklı gördüm ve hep farklı yaklaştım her şeye, kitaplarımda birazda bu farklı bakışları anlatmak istedim aslında. Bu kadar karmaşık anlatsam da çok duru ve basit biriyimdir.
Yazmaya beşinci sınıfta ilk hoşlandığım kıza akrostiş şiir yazarak başlamıştım. Hayal gücüm genişti bunu görebiliyordum ve gözlem yapabildiğimin de farkında idim üstelik çocuk yaşlarımda Barış Manço ile tanışmanın etkisi bende büyük bir ilgi uyandırmıştı. Rol modelimi o yaşlarda belirleyip bu düşünce tarzı ile dünyayı görerek kendi dünyamı yorumlamaya başladım. Sonrasında ise orta okulda şehrin kurtuluşuna, aşıklara, doğaya şiirler ve arkadaşlarıma akrostişler yazarak bir serüvenin bendeki gizemini keşfederek devam ettim. İnsanları ve yaşadığım sistemi anlamaya başladıktan sonra ise bu şiirler sözlere, sözler birikerek denemelere dönüştü. Üniversite bittikten sonra ise bende oluşan düşünceleri insanlara anlatmaya çalıştım, anlamadıklarını gördükten sonra ise kitap yazıp okutmaya karar verdim. Yine de kendimi bir yazar olarak tanımlamıyorum sadece kitap yazıyorum. Bence; beni ben değil, okuyanlar yazar yapıp yapmayacaklarına karar verecekler. Sonuçta yazarken bile birçok hatalar yapan, cümle kalıplarını, noktalama işaretlerini bile yanlış kullanan sıradan biriyim. Kitap okumaktan başka bir birikimim yok bu konuda. Okuduğum kitapların yazarlarıyla kendimi asla aynı kefeye koyamıyorum. Belki elli, yüz yıl sonra okurlar buna karar verecek ama henüz değil.
Canım ülkemin Yazarlarından; Serdar Vatansever, İskender Pala, Nazan Bekiroğlu, Ahmet Ümit, Yaşar Kemal, Atilla İlhan, Cemal Süreyya, Yahya Kemal Beyatlı.
Dünya’da ise; Friedrich Nietzche, Irvin David Yalom, Sigmund Freud, Jose Saramago, Paul Coelho, Fernondo Pessoa.
Başlıca sevdiğim yazarlar bunlardır.
Yazdığım şeyler birkaç defter içinde ve ayrı ayrı dosyalar halinde bilgisayarda geziyordu, işin doğrusu kendimi bastırmaya cesaretli görmüyordum. Eşime tüm bunlardan bahsettikten sonra onun desteği ile ilk kitabımı düzenleyip bastırma çabasına girdim. Sanırım bu 2024 şubat ayı gibiydi.
Okuyucu kitlesini birbirinden hiçbir zaman ayırmadım. İnsanları sınıflandırmayı sevmem. Yazdığım kitap kişisel gelişim olarak değerlendirilebilir. Bende genelde felsefe, psikoloji ve gelişim kitapları okurum ama bu roman okumuyorum demek değildir ya da beni diğerlerinin kitlesi yaptığı anlamına gelmemelidir. Bence okumanın ne bir yaşı ne de sınıfı vardır.
Kitabım; dört temel duygumuzun bizi hazırladığı geleceği tema edinen bir kuramdır aslında. Yani dört temel dugunun toplamının bir gelecek etmesi Beş Parmak Kuramı’nın teması diyebiliriz.
İnsanlar ve duyguları. Gördüklerini, işittiklerini, hissettirdiklerini ve hissettirdiklerini anlayamayan insanlar 😊 Böyle söyleyince suçlayıcı gibi oldu ama suçlamıyorum anlatmaya çalışıyorum.
Online kitap satış platformlarında mevcut. İsteyen herkes buralardan ulaşabilir.
Reklam & iş birliği: [email protected]