Japonya’da Demografik Kriz: Nüfus Hızla Azalıyor Japonya, hızla yaşlanan nüfusu ve doğum oranlarındaki kronik düşüşle mücadele ederken, son resmi nüfus sayımı verileri demografik krizin vahim boyutlarını bir kez daha ortaya koydu. Yapılan beş yıllık sayım sonuçlarına göre, ülkenin nüfusu son beş yıl içinde %2,5 oranında azalarak 123 milyona geriledi. Bu düşüş, 1920 yılından bu yana…
Japonya’da Demografik Kriz: Nüfus Hızla Azalıyor
Japonya, hızla yaşlanan nüfusu ve doğum oranlarındaki kronik düşüşle mücadele ederken, son resmi nüfus sayımı verileri demografik krizin vahim boyutlarını bir kez daha ortaya koydu. Yapılan beş yıllık sayım sonuçlarına göre, ülkenin nüfusu son beş yıl içinde %2,5 oranında azalarak 123 milyona geriledi. Bu düşüş, 1920 yılından bu yana kaydedilen en büyük nüfus kaybı olarak tarihe geçti.
Ülke genelinde üst üste üç dönemdir nüfusun sürekli azaldığı Japonya’da, ölümler doğumları açık ara geçmekte ve bu durum tarihi bir erimenin ana nedeni olarak gösterilmektedir. Tokyo hariç tüm bölgeler küçülürken, çocuk nüfusu oranı da %10,8 ile 1950’lerden bu yana en düşük seviyeye geriledi.
Japonya, Monako’nun ardından dünyanın en yaşlı ikinci nüfusuna sahiptir ve bu durum ülkedeki demografik dengesizliği artırmaktadır. Nüfusun hızla azaldığı başkent Tokyo ve Okinawa dışındaki diğer eyaletlerde de durum pek farklı değildir. Tokyo’nun nüfusu %1,4 oranında artarken, yetkililer aşırı nüfus yoğunluğunu önlemek ve nüfus dağılımını dengelemek için kırsal bölgelere insan ve işletmeleri çekme konusunda yeni adımlar atılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Ülkede yaşayan yabancı uyruklu bireylerin sayısı rekor seviyeye ulaşarak 3,2 milyonu aşmış durumdadır. Ancak, Japonya’daki sert göçmen politikaları, yabancı iş gücünü kalıcı bir nüfus çözümü olarak görmeyi zorlaştırmaktadır. Nüfus krizine çözüm olarak göçmen iş gücünün kullanımı konusunda ülkedeki siyasi liderler temkinli bir yaklaşım sergilemektedir.
Japon hükümeti, çocuk sahibi ailelere yönelik mali teşviklerin sonuç vermediğini kabul etmekte ve nüfus azalışını durdurabilmek adına 2030 yılına kadar olan dönemi “gidişatı tersine çevirmek için son şans” olarak değerlendirmektedir. Yetkililer, krize karşı daha kapsamlı ve radikal önlemleri hayata geçirmeyi planlamaktadır.
Reklam & iş birliği: [email protected]